Makaleler » Konya'da Mevlana yerine Mozart konuşmak / Eyüp CAN
« Geri / Back

Ne olur başlığa bakıp dalga geçtiğimi düşünmeyin çünkü gerçek.
Hem de acı bir gerçek!
Dilerseniz bu tuhaf Konya haylazlığı hikayemi en başından anlatayım.
Geçen Cuma bir süredir sürdürdüğümüz "Yıldız Şehirler" programı kapsamında çok değerli panelistlerle Konya’daydık.
Amaç belli. Her gittiğimiz şehirde "o ili küresel rekabet ortamına en iyi nasıl taşırız?" sorusuna cevap arıyoruz.
Şehrin gerçekleri ile global gelişmeleri birlikte masaya yatırıyoruz. Sonra da her gittiğimiz il için şehrin önde gelenleriyle özgün bir yol haritası çıkarıyoruz.
Konya’daki programımızın ilk ayağında "Marka, Patent ve İnovasyon" gibi üç temel başlıkta duayen reklamcı İzmir Tolga’nın yönetiminde üç değerli konuşmacımız vardı.
Bir pazarlama dehası olarak Caner Tunaman.
Bir inovasyon elçisi Şirin Elçi ve patentte akla gelen ilk isim Kemal Yamankaredeniz.
Her bir konuşmacı bulunduğu yerden Konya’yı bir adım öteye taşımanın nasıl mümkün olacağını çok çarpıcı örneklerle anlattı.
Bense konuşmama "Biliyorum biraz tuhaf kaçacak ama ben bugün burada misafirperverliğinize sığınarak biraz haylazlık yapacağım. Türkiye değil Avusturya’yı, Konya değil Salzburg’u, Mevlana değil Mozart’ı anlatacağım" dedim.
Mevlana Celaleddin Rumi’nin 800. doğum yıl dönümü kutlamalarının arifesinde tuttum Konyalılara, bu yıl 250. doğum yıldönümü kutlanan Avusturyalı besteci Wolfgang Amadeus Mozart’tan bahsettim.
Bunu yaparken de tahmin edebileceğiniz gibi Mevlana hoşgörüsüne sığındım.
Bakın Konya’da "Mozart haylazlığını" neden yaptım.
Bir süre önce Referans’ta "Yoksul Mozart'ın adı küresel marka oldu" başlıklı çok çarpıcı bir haber yayınladık.
Ben o haberi okuduğumda tereddütsüz Mevlana’yı düşündüm.
Ve o gün kendi kendime bir söz verdim.
Bu konuyu tüm detayları ile yakından inceleyeceğim ve bir gün Konya’ya gidip, Konyalılara Salzburglu Mozart’ı anlatacağım.
Nitekim öyle yaptım, Mevlana’nın Konya’ya gelişinin 778. yıldönümü kutlamalarında Mozart’ın doğumunun 250. yılını yad ettim.
Çünkü 250. doğum yıldönümü kutlanan dahi besteci Mozart vatanı Avusturya'ya milyarlar kazandırıyor.
Buna karşılık Türkiye’nin Topkapı Sarayı’ndan sonra en çok ziyaret edilen müzesi Konya Mevlana Türbesi 1 milyon 100 bin turiste rağmen yerinde sayıyor.
Adı Avusturya'yla özdeşleşmiş olan Mozart ülkesi ve şehri Salzburg için genelde çok iyi bir gelir kapısı. Fakat 250. doğum yıldönümünde adı her tür tüketim ürünü markasına dönüştürülen Mozart'ın potansiyel piyasa değeri tam 4.5 milyar dolara çıkmış.
Uzmanlar Mozart’ın ünü Mercedes ve Volkswagen’i bile aşıyor diyor. Fakat bunun sadece kuru bir şöhretten ibaret olduğunu düşünmeyin. Ayrıca ünlü bestecinin sağladığı gelir salt müzik sektörüyle sınırlı değil.
Mozart adını çikolata, likör, kahve, tişört, hatta süt ürünleri, bira ve şaraba kadar akla gelebilecek hemen her tüketim ürününde görmek mümkün.
"Wolfie" ve kız kardeşi "Nannerie"nin adlarını taşıyan tişörtler, şapkalar, küçük kemanlar, kahve fincanları, şemsiyeler, oyuncaklar Avusturya’da hatıra eşyaları satan her dükkanda ve İnternet üzerinden pazarlanıyor. Avusturyalı firmaların ürettikleri "Mozart çikolataları" milyonlarca satarken, şirketler ünlü bestecinin adından yararlanırken yaratıcılıkta sınır tanımıyor.
"Mozart şarapları, biraları, yoğurtları ve waffle"larından bahsetmiyorum onlar zaten her yerde. En son Stefan Fuchs adlı bir kasap "Mozart sosisi" üreterek bu alanda "en yaratıcı benim" demiş.
Görseniz "bu kadarı da olmaz!" diyerek belki siz de hak vereceksiniz kasap efendiye çünkü kapış kapış tüketilen "Mozart sosisleri" keman şeklinde!
Fakat işin ilginci ne biliyor musunuz?
Bu yaratıcılık sadece Mozart ismini ranta çevirmeye çalışan bir gurup girişimci ile sınırlı değil Avusturya hükümeti, klasik müzikle ilgisi olmayanların bile aşina olduğu bir isim olan Mozart'ı anmak amacıyla tüm bir yıl sürecek olan etkinliklere tam 100 milyon euro ayırdı. Zaten Avusturya’da nereye gitseniz Mozart’la karşılaşmanız bu yüzden.
Biliyorum bazıları Mozart’ın bu şekilde pazarlanmasından hatta benim bu örneği Mevlana için anlatmamdan rahatsız olacaklar.
Merak etmesinler Mozart’ın adının müziğin sınırlarını aşıp bir tüketim nesnesine dönüşmesini sanatçının hayranları da eleştiriyor. Avusturya’da "bu işin boku çıktı!" eleştirisi yapanların sayısı hiç az değil. Zaten ben de semazen şeklinde "Mevlana sosisi" üretilsin gibi bir absürdlükten bahsetmiyorum.
Sadece 250. doğum yıl dönümünde Mozart’ın ülkesine ve şehrine dünyanın en ünlü markalarından bile daha çok kazandırmaya devam ettiğinin altını çiziyorum.
Merak ediyorum; Amerika’da en çok satanlar listesinden hiç inmeyen Mevlana şehri Konya, 800. doğum yıl dönümünde neler yapacak?
Türkiye’nin en değerli global markası Mevlana’yı hala Mevlana Müzesi’nin çıkışında satılan 1 YTL'lik Çin malı adi semazen biblolarla mı pazarlayacağız?
Bazı Konyalı dostlar "Konya’da Mozart" konuşmamı sivri bulsa da Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Akyürek, Ticaret Odası Başkanı Hüseyin Üzülmez ve Sanayi Odası Başkanı Tahir Büyükhelvacıgil çok samimi bir biçimde "mesajı aldık" dediler.
Şimdi harıl harıl 800. yıl dönümü kutlamaları için bir yol haritası hazırlıyorlar. Haziranda Referans ekibini Konya’ya tekrar davet ettiler.
Hollywood’la iş birliği içinde Mevlana filmi yaptırmaktan, dünyaca ünlü sanatçıları Konya’da bir araya getirmeye somut projeleri var.
Ve en önemlisi; "sizi bir daha Konya’da Mozart konuşmak zorunda bırakmayacağız" dediler.
Ne dersiniz bir daha Konya’da haylazlık yapamayacak mıyım?

« Geri / Back