Makaleler » Ar-Ge ' nin Desteklenmesi sonuna kadar yapılmalı
« Geri / Back

Ülkemizdeki genel siyaset anlayışı için KOBİ´ler ve KOBİ´lerin sorunları bitip tükenmez bir madendir. Eh hakkı vardır siyaset geleneğimizin, öyle ki toplam işletmelerinin %99´u KOBİ statüsünde olan bir ülke endüstrisinde bu, herşeyden önce büyük ve iştah açıcı bir oy tabanıdır. Seçim dönemlerinin en büyük faaliyet ve propaganda alanı küçük işletmeci ve sanayiciler, esnaflardır. Doğal olarak bu kesimler, siyasetin "tutundurma ve pazarlama test alanı" gibi algılanır politikacılar tarafından. (Hoş, Türkiye´de genel olarak siyasi partilerde birer dükkan ya da işyeri mantığında yönetildiği için, bu partilerin müşterilerine- yani oy tabanlarına- mal ve hizmet pazarlama anlayışıyla yaklaşmaları kaçınılmaz oluyor. Komik ama gerçek..)

   Konu KOBİ´ler olduğunda da siyasetin bu yaklaşımı ve pragmatik (faydacı) anlayışı yine aynen uygulanageliyor. Binbir destek, teşvik vaatleri, bürokrasinin tüm engellerinin kaldırılması müjdeleri, küçük ölçekli girişimcilere vergi indirimi ya da muafiyeti, velhasıl siyasetin bilinen bütün "pazarlama ve müşteri ilişkileri yönetimi" tekniklerinin de yardımıyla, siyasi partiler pazar paylarını (Pardon, oy tabanlarını!!) arttırmaya çalışıyorlar. Haliyle seçim dönemleri sonrası ise "Kardeşim hani vergi, bürokrasi, destek, teşvik, falan, filan sözleri" dendiğinde kapı duvar oluyor siyasetin bu faydacı yüzü.

   Genel olarak bu çelişki düşündürebilir hepimizi. Oyunu almaya çalıştığın bir büyük kesime yönelik müthiş bir pazarlama kampanyası yapıyorsun ama sonrasında uyguladığın politikalar, 100 oyun 1´ini vermiş (%99´u, yani 99 oyu KOBİ´lerin oyu olarak kabul edersek) büyük firmalara yönelik gerçekleşiyor. KOBİ-siyaset ilişkisini belirleyen ana unsur genelde bu oluyor zaten. Farklı yönde başka çelişkiler de olmuyor değil. Örneğin, hem KOBİ´lerin yaratıcı ve yenilikçi olduğunun söylenip hem de toplumsal açıdan ve dünya görüşü yönlerinden muhafazakar ve tutucu kesimleri temsil ettiğini ileri sürmek gibi. Durum böyle iken, KOBİ´ler için yaşamsal önemdeki Ar-Ge (Araştırma-Geliştirme) faaliyetleri de benzer bir yaklaşımla değerlendiriliyor.
   
   Ekonomik büyüme ve kalkınma hedefleri söz konusu olduğunda endüstriyel ar-ge faaliyetlerinden ve bunların mümkün olduğunca KOBİ´lere yaygınlaştırılmasından bahsedilir. Oysa gerçekte, bu konuda destek projeleri yeterli değildir ya da hiç önemsenmez. Özellikle teknoloji yoğunluklu iş alanları olan KOBİ´ler (Örneğin genç bilişim firmaları) yeterli düzeyde ar-ge desteği edinemezler. Ki bu tür firmalar Türkiye´deki toplam KOBİ sayısının ancak %1 civarını temsil ederken, ihtiyaç duydukları en temel konu olan etkin ar-ge desteklerine erişemezler. Dünya ile rekabet edebilecek bilgi birikimine ve beyinlere sahip bu firmalar; büyüme, yaratıcılık ve teknoloji geliştirme konularında en büyük gereksinimi olan ar-ge çalışmalarına yeteri kadar bütçe ayırabilecek finansman desteğine de sahip değillerdir. Halihazırda verilen destekler ise son derece kısıtlıdır. Teknopark ve teknokent yerleşimleri, resmi ya da özel destekler, ar-ge çalışmalarını yaygınlaştırma açısından bir dereceye kadar yeterli sadece.
 
   Birileri "Yahu bunlar boşlukta kalan laflar, isteyen KOBİ -ister teknoloji yoğunluklu, ister mamül üretim sanayi kapsamında bir iş sürecine sahip olsun - istediği ölçüde ve miktarda ar-ge desteği bulabilir" diyebilir. Doğru, boş lafla anlatırsanız bunu söyleyebilirler. Bu yüzden bu tespitleri rakamlarla da desteklemek gerekli. Örneğin, Ortadoğu Teknik Üniversitesi´nde yapılan bir araştırmanın sonuçları gerçeği ortaya koyuyor. Ulusal gelirlerimizin %0.64´ü yani binde 6.4´ü ar-ge finansmanına gidiyor sadece! Bu oranın Avrupa Birliği ortalaması %1.8, ABD´de ise %2.5 düzeyinde. Genel olarak gelişmekte olan bir ülkede bu oranın %1 olması beklenirken (OECD ortalaması olarak) biz bu rakamın bile uzağındayız. Kalkınma ve büyüme hedefleri olduğunu söyleyen bir ülkede bu rakamlar işin traji-komik yanını gösteriyor. Şu gerçektir ki, ar-ge´ye ayrılacak pay bir lüks değildir tam tersi, büyümeden bahseden bir ülke için elzemdir, şarttır. Hele hele KOBİ´leri önemsediğinizi söylüyorsanız, herşeyden önce KOBİ´leri ar-ge çalışmalarına yönlendirecek bir bütçe payına ve yaygın bir KOBİ-ARGE ağına sahip olmanız gerek. Bu siyasetin dolambaçlarında sakız edilecek bir konu hiç değildir. Bir ülke kalkınma ve büyümeden bahsediyorsa, yeni ürün, yeni tasarım, prototip vs üretimi için ar-ge olanaklarını bu firmalara en iyi ve yetkin şekilde sunmak zorundadır. Düşünün, bir ülkenin patenti olan prototip veya özgün ürün sayısı 200- 300 lerde geziniyorsa (Gelişmiş ülkelerde bu onbinli ve katları rakamlarla ifade ediliyor) ekonomik büyüme konusunda kendini oyalıyor demektir.

   Çözüm, sadece devlet ve siyaset erkinden geçmiyor elbette. Bunları seslendirip, talep edecek olan etkin KOBİ birliklerinden de geçiyor. İster sektörel olsun, ister bütün olarak, KOBİ´leri yönlendirecek, taleplerini güçlü şekilde seslendirecek etkin ve bağımsız KOBİ örgütleri oluşturulabilmeli. Devlete düşen ise, bu taleplere karşılık, ar-ge olanakları ve yaygınlaştırılması için teknik-finansal tüm destek kapılarını açmak ve bunları firmalara ulaştırmak. Ve de bu desteklerin yerinde ya da amaca yönelik kullanılıp kullanılmadığını etkin şekilde denetlemek, suiistimallerin önüne geçmek. Malum, ülkemiz voli fırsatı kollayan cin fikirlilerle dolu! Teşvik ve destek avcılarının proje mezarlıklarıyla dolu bu ülkede herşeyden önce yürütülebilir, işletilebilir, tamamlanabilir projeler titizlikle diğerlerinden ayıklanmalı ve bunlara sonsuz destek aktarılabilmelidir.

   Kısaca demek istediğim şu: Bu konu siyaset malzemesi değildir. Oy için yatırım ve yenilenme düşünen KOBİ´lere vaat edilip sonradan üstüne yatılacak bir konu da değildir. Özellikle, önümüzdeki 10 yıl içinde bütünüyle ve hızla e-ticarete uyumlaşacak, daha doğrusu uyumlaşması zorunlu olacak ekonomimiz için ar-ge siyaset üstü, ulusal bir politika olmalıdır bu. Dahası, politika anlayışının dışında, AB müzakere süreci zoruyla değil, kendimiz, kendi ekonomik gelişimimiz için uygulanabilmelidir. Aksi takdirde yerimizde saymaya devam etmekle kalmayıp, bağlı konularda da (e-ticaret, bilişim teknolojileri, patent sayısı vs.) dünyanın daha da gerisine düşeceğiz.

« Geri / Back